Şu anda devam ettiğim 6 aylık seyahatten önce hayatımda sadece bir kere yalnız seyahat etmiştim. İşin enteresan kısmı o da Güney Amerika’ydı. Fakat her adımı önceden planlanmış bir yolculuktu bu ve güzel oteller, özel rehberler vs. tutulmuştu. Ben zaten kesinlikle hostelde kalmayacağıma dair arkadaşımı tembihlemiştim zaten. (Kısaca “hostel”: genellikle az bütçeli ve dolayısıyla gençlerin çoğunluk olduğu, içinde çoğu zaman yemek pişirmek için mutfağı vs. olan, misafirlerin hem mutfak ve dinlenme alanlarını hem de odaları paylaştıkları bir yer.)
Şu anda üçüncü ayına girdiğim bu seyahatten 2014’ deki 2,5 haftalık Peru ziyaretime baktığımda seyahatimi daha keyifli, rahat ve ekonomik yapan birkaç ipucunu paylaşıyorum:
#1 Hosteller en iyi seçim çünkü sizin gibi maceracı, tek başına seyahat eden diğer yolcularla buluşmak için mükemmel bir yer. Sadece evvelden araştırıp diğer gezginlerin görüşlerini inceleyin ve mutlaka siz de başka gezginler için kendi deneyiminizi kısaca yazın. Kendinizi lükse boğmak ve o mükemmel akşam yemeğini tek başınıza yemek istiyorsanız ayrı tabi ama bunun dışında kesinlikle otelleri unutun derim.
Oteller, hele güzel olanları, romantik kaçamaklar için harika olabilir ama yalnız seyahat ediyorsanız kendinizi daha da yalnız hissettirmekte bire birdir. Tabi arada bir güzel bir otel lüksüne hayır denmez. Benim şahsi kuralım, 6+1. Yani 6 gün hostel sonra, istersem eğer güzel bir otel. Hem daha ekonomik oluyor hem de yumuşak yatak, mermerli duşlar aslında hiç de mühim değil onu anlıyorsunuz bir de daha seçici oluyorsunuz. Mesela ben hamam, yüzme havuzu ve spor salonu olan yerleri arıyorum böyle günlerde. Ayrıca hostel çalışanları bence daha sevecen insanlar. Buna bir de müşterileri eklemek lazım, oteller genellikle kendi kendilerine kalmak isteyen çiftler, gruplarla dolu. Kaldı ki onlar sizinle sohbet etmek isteseler bile ortam müsait olmadığı için bu yönde çabalarınız genellikle ucube gibi algılanmanıza sebep oluyor, siz de tabii kafanızı eğip kendi başınıza takılıyorsunuz.
#2 Paylaşılan odalar ekonomik olmaları dışında gününüzü otel odanızda değil dışarda geçirmenizi sağlıyor. Bir de sahip olduğunuz alan çok sınırlı olduğu için o koca bavulunuzu tamamen boşaltma hatasını yapmıyorsunuz ve dolayısıyla tekrar çantayı hazırlamak zorunda kalmadığınız için, büyük miktarda zaman tasarrufu yapmanızı sağlıyor. Tabi bazen o çok lazım olan tarağınızı açılmayan bavulun en dibinde unuttuğunuzu hatırlıyorsunuz ama hiç sorun değil zira böyle anlarda Allah her ele neden 5 parmak vermiş onu hatırlıyorsunuz, parmakla taranan saçlar hiç kötü görünmüyor aslında!
#3 Konfor standartlarınız çok indiği için her ortamda çabucak bebek gibi derin uyumayı öğreniyorsunuz. Horlayanlar, kötü kokan insanlar sizi hiç rahatsız etmiyor artık ve arada bir yatakhanede yalnız olduğunu unutup çıplak uyumayı seçen aptal insanlara çığlık atıp kaçarak ‘deli var!’ diye güvenliği arayarak tepki vermiyorsunuz (evet bu geldi başıma). Bir dahaki sefere böyle durumda gülüp, giyin yoksa herkes gelip burada soyunur diye tehdit etmek daha etkili onu anlıyorsunuz, bunun bir avantajı da suçlu bütün gece utançtan pısırıp sessizce uyur ve bir anda örnek bir oda arkadaşı edinmiş oluyorsunuz.
#4 Bavulunuz koku kuvvetli atom bombasına dönsün istemiyorsanız, giydiğiniz günlük kıyafetleri her gün çabucak elde yıkayın derim. Bu hem bavulunuzun her an temiz kıyafetlerle dolu olmasını sağlıyor, hem de kıyafetlerinizin diğer 50 kişinin teri ve daha kim bilir neleriyle ve içinde bin türlü telaffuz bile edemediğiniz kimyasallı deterjanlarla yıkanmadığından emin oluyorsunuz.
# 5 Son ama en önemli kural, gittiğiniz her yerde (otel, hostel, uçak, bar) orada çalışanlarla gülümseyip kısa sohbetler edin. Bu davranış genellikle size para ile alınmayan ayrıcalıklar olarak geri dönüyor. Bir de yabancılarla her fırsatta konuşmaya çalışın, emin olun ki her insanın enteresan bir hikayesi var ve sizin bilmediğiniz en az bir şey biliyor!
Mutlu seyahatler…