Paskalya Adası (Rapa Nui) Güney Pasifik okyanusunda, haritada nokta kadar küçük görünen bir ada. Şili’ye uçakla 6 saat mesafede. Geçen hafta biten Antarktika maratonu beni hem fiziken hem de duygusal olarak çok yormuştu ve kendime küçük bir hediye olarak hep gitmek istediğim bu adaya gitmeye karar verdim. Şansıma uygun fiyatlı bilet bulunca da hiç düşünmeden soluğu burada aldım.
Mükemmel bir doğaya sahip olmasi dışında, bu ada aslinda bir açık hava müzesi. Yuzyillardan kalma, yapılma sebebi ve mimarlarının hikayesi hala kafaları karıştıran bu muhteşem heykellerin ismi “moa” ve bazı moa’lar adanin değişik bölgelerinde yapılan setlere sıralar halinde dizilmiş durumdalar. Bunlar kocaman, taştan yontularak yapılmış insan kafası ve figurleri. Yapıldıkları volkanik tepe (Rano Raraku)’den nasılda adanın değişik yerlerine taşındıkları hala esrarengiz ve bir çok akıllı kafayı yoruyor. Ben adayı arabayla yapılan rehberli turlar yerine yürüyerek, koşarak ya da bisikletle keşfetmeyi tercih ettiğim için rehberlerden dinlemedim tüm tarihi fakat biraz okudum bu konuda. Beni en çok etkileyen ve üzen Rapa Nui halkının hem köle tacirleri hem de değişik zamanlarda adayı bulan istilacılar tarafından istismar edilmiş olması (istilacılar adalıların tuttukları kayıtları da yok ettikleri için hala çok az bilgi sahibiyiz ve bulunan bir kaç kayıt hala okunamıyor dili çözecek miktarda olmadıkları için). Daha da ürkütücü olan, Rapa Nui’lerin bu muhteşem heykellere olan düşkünlüklerinin onların sonunu getirmiş olması zira, hiç bitmeyecek gibi görünen ağaçlarını ve doğal zenginliklerini, bu heykelleri her gün daha da çok yaparak verimli toprak ve ağaçlarını kısa sürede yokedip, açlık ve kanibalism derecesine kadar tüketmiş ve bir süre sonra kendilerinin de tamamen bu sebeple yok oldukları tahmin ediliyor. Insanoğlunun doğayı yok edişi, biz yer yüzü çok geniş alan olduğu için açıkça göremiyoruz belki ama işte bu adanın hikayesi ürkütücü ve bizi düşündürmesi gerek bir örnek bence.
Modern sorun ise gözlemlediğim kadarıyla adada mütemadiyen inşa edilen otel sayısı. İlginçtir ki adalılar göz önündeki bu üzücü hikayeyi unutmuş ve turizmden mümkün mertebe yararlanmaya çalışıyorlar, doğaya etkisine rağmen.
Her şeye rağmen hala masmavi denizi, altın kumu ve palmiye ağaçlarıyla ve Moa larıyla bu ada görülmeye değer. Umarım siz de bu adayi ziyaret edilecek yerler listenize ekler ve yakinda gidebilirsiniz. Geçirdiğim üç günü bir sonraki yazımda anlatıyorum.