Uzun zamandır sessiz olduğumun farkındayım. Galapagos adaları, Cotopaxi volcan tırmanışı, Quito ve Bogota deneyimlerini sizlerle paylasmak isiyorum. Bunları önümüzdeki günlerde yorgun kaslarımı dinlendirirken yazıcam ama şimdilik dün geceki muhteşem maraton deneyimini paylaşmak istiyorum.
Haftalardır yoğun koşu, yürüyüş, tırmanma ve yeni hobim olan cross-fit sonrası bir spor doktorunu görmek zorunda kaldım bacak kaslarımdaki ağrılar yüzünden. Tavsiye: dinlenmem gerektiği ve koşunun iyi bir fikir olmayacağı! Ama tabiki fikri hemen reddettim ve yarış sonrası dinleneceğim sözüyle, hiç hazırlıksız ama heyecanla koşacağım yarış için Cartagena ya geldim.


Hemen burada kısaca yarış hakkında bilgi vereyim: Dünya Maratonu Mücadelesi 55 sporcunun, 7 kıtada 7 günde 7 maraton koşma mücadelesini içeren, Richard Donovan tarafından organize edilen muhteşem bir yarış. Lojistik olarak zorlu bir organizasyon olmasının yanında, katılımcıları bir hafta içinde değişik kıta ve iklimlerde yaklaşık 300 km koşu ve binlerce kilometrelik yolculukla zorlayan bir yarışma. Bu senenin durakları şöyleydi:

Richard’ı yarışmayı hem Asya hem Avrupa kıtalarını içerecen TR’ye getirmeye ikna etmeye çalışıyorum, yardım edersen olabilir dedi. Bakalım! 🙂
Richard her zamanki cömertliği ile hiç bir ücret talep etmeden beni ve Antaktika yarışında tanıştığım arkadaşlarım Chiara ve David’i Cartagena şehrindeki yarışa katılımcı olarak kabul etti.
Cumartesi öğlen Bogota’dan bir saatlik uçakla gelip hemen akşam Dave ve Chiara ile maraton öncesi akşam yemeği için buluştuk. Interno (hapis) adlı restoran, adından da anşılabileceği gibi, gerçek bir kadın hapisanesinin içinde yer alıyor. Hem çok iyi kalitede muhteşem yemekler ikram edip hem de sadece tutuklu mahkumları çalıştırdığı için onlara çalışma tecrübesi kazandırıp hapis sonrasındaki hayata hazırlıyor.

Ertesi gün kahvaltıya Dave in otelinde buluşup havuz kenarında bir kaç saat sonra bu kez benim kaldığım ve maraton başlangıç noktasında olan otele geldik. Yarış saat öğlen 3’ten 6’ya ertelenince bizim heyecanımız da arttı ama birbirimizi telkin etmeyi başardık. Bu geç başlangıç, koşunun hemen tamamını karanlıkta koşacağımız anlamına geliyordu.
Nihayet başlangıç çizgisinde arkadaşlarımızla buluşup her kese iyi şanslar diyerek heyecan içinde başladık.


Yarış rotasında işaretleme eksiklikleri yüzünden bir kısmımızın parkur dışına çıkarak 3-5 km daha fazla koşmak zorunda kalması, ilk 14 km’nin yoğun trafikte olması ve geri kalan kısmın turistlerle dolu olması sayılmazsa, muhteşem bir yarış oldu. Bize yol boyunca su ve yiyecek içecek takviyesi veren ekip gece yarısında bile severek bizi desteklemeye devam etti.

Ne zaman yorulduğumu hissetsem kendime etrafımdakilerin son 5 günde 210 km koştuklarını hatırlatmam yetti ve tüm bacak ağrılarımı unuttum. Rus/Amerikalı Gulzhamal aşırı yorgunluğuna rağmen enerji dolu gülümsemesiyle bana hem çok iyi arkadaşlık etti hem de güzel enerjisini paylaştı.


Nihayet yaklaşık 45 km ve 4 buçuk saati aşkın bir süre sonunda bitiş noktasına büyük sevinçle ulaştım.


Bana neden maraton koştuğumu soranlar cevabım “aşk”! Mücadele istemesi, hesapsızlığı ve sizden he şeyinizi vermenizi içeren ve açılanmaz mutlulukla ödüllendiren bir aşk maraton. Bazı insanların maratonu 5 kilometrelik bir koşuyken bazılarının ki 300 km. Ne kadar koşma tecrübeniz olursa olsun her koşu bir birinden farklı sürprizlerle dou bence.
Ben bu satırları yazarken WWC katılımcıları Miami’de son kilometrelerin mücadelesini veriyorlar. Her dakika haberlerini kontol ediyorum, kalbim onlarla.
Koşmaya devam edin!