Bolivya’ya Giriş, Uyuni Tuz Gölü ve keyifli bir 5 k.

turkey_640
Şili’ye 40 günden sonra hoşçakal dedim ve Bolivya yolculuğuma ülkenin güney kısmını ve Uyuni Tuz gölünü kapsayan 3 günlük bir seyahatle başladım.

5D0B287D-39BA-42C6-8769-B6E567B43F5F

Arkadaşım Pascal, beni arkadaşı ile temasa geçirdi. Felipe Şili San Pedro – Atacama’da rehberlik yapar. Fransada büyüdüğü için Fransız aksanlı ama aslen Şileli. Çok yoğun olmasına rağmen öğlen yemeği için buluştuk ve o kadar iyi anlaştıkki akşama bie olan yaptık. Cordeleria adlı şirketi önerdi bana ve birlikte pazarlık bile yaptı.

Cordeleria bariz iyi bir seçimdi zira yolculuk boyunca diğer grupların kaldığı diş tıkırtıcı soğuk barınaklardan daha sıcak yerlerde uyuduk. Tabiki ne kadar sıcak olsa da 4000m üstü yükseklikte hava çok serin ve geceleri odaları ısıtmadıkları için ben uyumadan önce Antarktika için taşıdığım tüm kıyafetleri giyindim ve ancak öyle ısıtabildim kendimi.

Şili – Bolivya sınırından -4000- m yükseklikteyiz and bizi muhteşem dağlar karşılıyor. Rehberimiz bizi ‘Dünyanın en yüksek başkentine ev olan Boliviya’ya hoşgeldiniz” diyerek karşılıyor fakat benim bir kaç gün sonra ziyaret edeceğim dünyanın en yüksek 3 şehrine ev sahipliği yaptığını atlıyor.

Yolculuğumuz boyunca biz volkanik göller, kaplıcalar, binlerce pembe flamingoyu barındıran göller, geyzerler ve doğal volkanik lava havuzları, daglar, küçük köylere ve lamalara ev sahipliği yapan yemyeşil vadiler ve ünlü Uyuni tuz gölü olmak üzere muhteşem tuz gölleri gördük. turumuzun detaylarını gösteren linki ekliyorum:

http://www.cordilleratraveller.com/index.php/en/tours-a-uyuni-3/uyuni-salt-flat-4-days-3-nights

BAZI NOTLAR:

1- Sol de Mañana Geyzerlerinin resimlerini ekledim: Şile deki ziyarette bu kaynayan doğal göller bariyerler çevrili ve riski göze alsanız bile çok yaklaşamıyorsunuz. Bolivia tarafında hiç bir engel yok. Yanlarına yaklaşmak bir yana bazen aralarından atlayarak geçmeniz gerekiyor dolayısıyla çok konsantrasyon gerektiren bir yürüyüşç Yani selfie çekmek ya da telefona bakarak yürümek gibi şehir alışkanlıklarının affedilmediği bir yer.

2- Çöl ortasındaki sıcak su kaplıcalarında dağları izleyerek yüzmek çok keyifliydi. GoPro kameramın su geçirmez olduğu konusunda hala ikna olmadığım için tamamen test etmedim ama keyifli resimler çekebildim.

img_81403- Atakama’da yüksekliğimiz 2600 m üstünde olmasına rağmen bir kaç saat içinde 4300 m’ye çıkmak hepimiz zorladı. Ben çok şanslıydım hiç başağrısı yaşamadığım gibi ilk gün yoga yapma fırsatı bile buldum fakat 1 saat yoga’dan sonra nefes nefese kaldım.

3F2934C4-E108-4DA7-987A-0E62113B764F

4- Gördüğümüz Pembe Flamingolar aslında gri renkliler fakat yedikleri küçük karidesler yüzünden pembe/turuncu bir renkleri var. üzerindeki yaşadıkları bir kaç cm derinlikteki göl kıyıları yakından çok kötü kokuyor. günün 18 saatini yemek yiyerek geçiriyorlar ve bir de tek ayakları üzerinde uyuyorlar.

5- resimde gördüğünüz kaya şekilleri Siloli çölü üzerinde ve tamamen rüzgar kuvvetiyle doğal olarak oluşturulmuş. Rüzgarın ne kadar kuvvetli olduğunu Antarktika da bizzat gördüm ama yine de rüzgarın usta artistlerin bile bu şekilleri yapmakta zorlanacağı eserler yaratan muhteşem bir artist olabilmesi beni çok şaşırttı.

İNSANLAR:

Burada kısa ara verip yol arkadaşlarımdan bahsedeyim:

Aracımız normalden fazla rahattı çünkü normal sayıda 6 yolcu kapasitesi olan jeep’de sadece 3 kişiydik. benimle birlikte çok tatlı bir Brezilyalı çift vardı yolda. Hem çok sıcak kanlılardı hem de hikayelerini çok romantik buldum: Tanıştıktan hemen bir kaç ay sonra hayatta(seyahat etmek ve değişik ülkelerde yaşamak başta) aynı şeyleri istediklerini anlıyorlar ve Caetano Stephani’yi geçici çalıştığı Miami’de ziyaret etmeye bir evlilik yüzüğüyle gidiyor ve evrak işi kolay olunca hemen evleniyorlar. Şu anda Brezilya’da yaşıyorlar ama yakında Kanada’da olacaklar ve sonraki yıllar için ufukta ilk İtalya görünüyor.

Rehberimiz Juan, 55 yaşında çok tatlı bir adam. yıllardır rehberlik yapmasına rağmen bizden daha heyecanlıydı ve devamlı resimler çekiyordu. Biz aramızda, acaba Juan bu işe yeni başladığını saklıyor mu ya da kamerası yeni mi diye gülüştük devamlı. Juan’nın harika fotoğraf fikirleri vardı. Bunlardan biri dd benim resmimi rüzgarca yontulmuş heykellerden birini öpüyormuşum gibi çekmesi. Heykel öptüğüm resim hala Caetano’un kamerasında ama şimdilik bu yarı başarılı resmi ekliyorum.

UYUNİ TUZ GÖLÜ ZIYARETİ VE JUAN İLE 5K KOŞU PAZARLIĞIM:

Son günümüzde, Juan eğer sabah 4:30’dan önce uyanıp hazır olursak Uyuni Tuz Gölünde güneşi izleyebileceğimizisöyledi. Ben Güney Amerika seyahatim boyunca muhteşem güneş doğuş ve batışları izledim ama güneşin sonsuz genişlikte görünen bu ufuktan kıpkızıl haliyle yavaş yavaş yüksel esi bizi büyüledi. Soğuğa rağmen heyecanla seyrettik.

Juan’a koşma konusunda ne kadar tutkulu olduğumu ve mutlaka Uyuni’de koşmak istediğimi anlattım ve kahvaltıdan sonra düşünebileceğimi söyledi. Kahvaltıyı yine Uyuni tuz gölünde olan Kaktüs adasında yaptık. Bu küçücük ada tuz hölünün tam ortasında ve insanı nasıl olur da bu kupkuru tuz çölünde böyle ada bulunur diye düşündürüyor. Öğrendiğim kadarıyla kaktüs ağaçlarının çoğunluğu 100 yaşının üstünde. Bu bilgi beni gülümsetti ve içimden bu kadar yaşarsam bu ağaçlar kadar dik ve kuvvetli olmayı diledim.

img_0013Adada bir saat sonra hızşı kahvaltı ettik ve Juan bana koşmam için 40 dk bir süre verdi. Dönüşümü beklemek yerine beni gelip yol uzerinde almayı önerdi ve hangi yöne gitmem gerektiğini eliyle arkasına işaret ederek gösterdi. Hemen hazırlanıp koşmaya başladım fakat araçların diğer yöne gittiklerini görünce geri koşup Caetano’ya sordum. O da emin değilim ama en azından Juan’a senin hangi yöne gittiğini söylerim dedi. Allahtan öyle yaptık çünkü sonradan öğrendim ki Juan gerçekten diğer yönü kastetmiş!

Koşu yüksekliğin de etkisiyle beklediğimden daha zorluydu, sık sık nefes nefese kaldığım anlar oldu ve hızım kesinlikle normal 5 k hızımdan çok daha yavaştı. Fakat tam. ir meditasyon hissiyle koştum, dört yanımdaki sonsuz gibi görünem tuz gö beni de sanki sınırsızmışım gibi hissettirdi. Kısa süre de olsa o kupkuru gölde tek hareket eden canlı bendim ve bu bama açıklanmaz bir huzur verdi. Çok mutkuyum ve ne kadar şanslı olduğumu düşüne eden edemedim.

Yaklaşık 5. km de beniyakaladılararabayla. Caetano bu harika videoyu çekti. Juan’ın 5 km daha devam etmeme izin vermeyeceğini anlayınca gönülsüzce de olsa bindim arabaya.

Günün geri kalanını Uyuni tuz gölünün değişik taraflarını ziyaret ederek geçirdik. Yolculuğu bitirmeden önceki durağımız bir tren mezarlığıydı fakat biz yorgun ve uykusuz biran evvel yemek yemeyi tercih ettik.

Ben buradan Potosiye geçecektim ama Caetano ve Stephanie benzer bir araçla Şileye döneceklerdi. Fakat beni kocaman bavulumla birlikte otobüs durağına bırakmayı teklif ettiler hiç hayır demedim (bu koca bavul çok zorladı beni ama bir yandan da taşımama yardım etmek isteyen onlarca iyi kalpli yabancıyla tanıştırdı beni).

Bir sonraki durağım olan Potosi’de yolculuğumu ve ziyaret ettiğim gümüş madenin