Peru’da yüzen adaları ziyaretten sonra uçakla Lima üzerinden Ekvatorun başkenti Quitoya gittim. Sevgili dostum Steve Londra’dan 5 günlüğüne benimle buluşmak için gelmişti ve beş gün boyunca ne yapmak isterse onu yapabileceğimizi söyledim.
İlk iki gün Steve’in iklime özellikle şehrin 3000 m yüksekliğine alışması için az aktiviteyle Quito merkezde geçirdik. Sonra Pululahua Volkanına doğru yola çıktık. Benim bölgeyle ilgili hiç bilgim yoktu ama burası Steve’in listesindeydi ve harika bir seçimdi. Öğrendiğim kadarıyla bu volkan crateri dünyada yerleşik halkın yaşadığı sadece iki volkandan biri ve aktif tarımın yapıldığı tek krater.
Benim bu geziye katkım kaldığımız otel El Crater adlı oteli keşfetmemdi. Tüm yürüyüşleri yaptığımız krater ve yanardağa tepeden bakan, hele kendine has küçük iklimin oluşturduğu bulutlar dağılınca, muhteşem bir manzarayı ayaklarınızın altında bulduğunuz harika bir otel.


İlk gün dağ yürüyüşü için geçti ama yakında olan “Dünyanın Ortası” müzesini ziyaret etmeye karar verdik. Dünyanın tam olarak da ortası değil aslında çünkü anıtın inşa edildiği zamanda yanlış GPS hesaplaması yapıldığı için anıt gerçek ekvator çizgisinden 200 metre kadar uzakta aslında ama yine de enteresan bir yer. Lise fizik laboratuvarı türden bir sürü entersan deneyler ve bölgede yaşayan yerel halkı gösteren ilginç sergiler vardı. Gerçek ekvator çizgisi buraya 200 metre mesafede bir müzeye yakın.





Sonraki gün, 2017 nin son günü, kahvaltıdan sonra Pululahua doğal koruma alanının girişine gidip kraterin içine doğru inişe başladık. Yaklaşık 1.5 km ama çok dik bir inişti ve bunu çıkarken zorlanırmıyız diye konuştuk, çok az biliyorduk ki akşam bu yokuşu geri tırmanırken tüm enerjimize ihtiyaç duyacaktık.


Bazıları asırlardan kalmış olanlar dahil, büyük tarım çiftliklerine ev sahipliği yapan bu muhteşem kraterin içine girdikten sonra etrafta işaretlerini gördüğümüz bir kaç tepeye tırmanıp akşam üzeri geri döneriz diye planladık. Tüm sabah her yerde yerel bir harita aradık ama bize böyle bir haritanın var olmadığını söylediler. Öğlen yemeği menüsünü öğrenmek için girdiğimiz kraterde gittiğimiz küçük hostelindeyken ben duvarda bir kaba taslak yürüyüş yollarını gösteren bir harita gördüm ve resmini çektim. Günün geri kalanında bu resme çok ihtiyacımız olacaktı!



İlk tırmanış El Chivo bir tepeydi. Gördüğümüz işaret 1 saat diyordu ama biz durup resimler çekmemize rağmen 40 dakikadan az bir sürede çıkıp yarım saat manzarayı izledikten sonra 20 dakikada geri inince 2 saat çıkış diye işaretlenen diğer yokuş da çok hızlı çıkacağımızdan emindik. Nasılsa tüm gün bizimdi ve güzel bir öğlen yemeği yemek için durduk. Planladığımız restorana değil, bizi geçerken durdurup restoranına davet eden adamın isimsiz restoranına, yemekler de güzel göründüğü için hiç şikayet etmeden, girdik. Ben balık ve kola ısmarladım. Kolombiya ve Ekvatorlu büyük aileden oluşan diğer misafirler çok keyifle arkadaşlık ettiler bize.


Sonrasında vaktimiz çok, biz de hızlıyız nasılsa diye gayet rahat bir şekilde başladık yürümeye. Fakat yarım saat kadar sonra farkettikki bizi dağın tepesine çıkaran bir patika, yol yok. Acaba bir işareti kaçırdık mı diye düşünerek geri döndük ama elimizdeki haritaya göre üzerinde olduğumuz yol tek yoldu. Yol dağın etrafından dolanıyordu ve uzundu ama kolay görünüyordu. Devam edip belki diğer tarafta bir çıkış rotası vardır diye düşündük. Ben saatimle kat etmiş olduğumuz mesafeleri ölçüyordum ama önümüzde kaç km olduğunu harita olmadığı için bilmek mümkün değildi fakat Steve tecrübesine dayanarak 10km olarak tahmin etti.
Havanın kararmasına bir kaç saat daha olduğu için doğru yolu bulduğumuz sürece karanlığa kalmadan otele dönebileceğimizden emindik,sadece biraz hızlı yürümemiz gerekiyordu.


Bir süre sonra siyah bir at üstünde seyahat eden, bir de siyah köpeği olan bir amerikalıyla karşılaştık. İşinden ayrılıp 3 aylığına Ekvator’a gelmiş fakat kalmaya karar verip yakında bir çiftliğe yerleşmiş. Bizimle karşılaştığında da geldiğimiz yöne doğru gidip kraterin içinde kamp yapmayı ve yeni yıla yıldızları izleyerek gireceğini söyledi. Steve de ben de kendimizce yeteri kadar çılgın insan gördüğümüz için gülümseyip ona iyi şanslar diledik ve yola devam ettik.
Bu adam bizi öyle etkileyip ve güldürdü ki, çok bariz bir sağ dönüşü kaçırıp bir kaç km yürüyerek bir çıkmaza doğru geldiğimizi farkettik. Etrafta dağa tırmanış yolu aradık ama mümkün değildi. Dağı her hangi bir yönden ekipmansız ve kamp malzemesi olmadan tırmanmak büyük naiflik olacaktı; biz de geri gönmeye karar verdik.

Amerikalıyla konuştuğumuz yere gelince geldiğimiz yoldan dönmekten vazgeçip kaçırdığımız bariz yola doğru bu kez daha hızlı adımlarla ilerledik.
Bir kaç km yokuş yukarı yürüyüp yine sağa dönmemiz gerekiyor fakat bu taslak haritada görünen sağ dönüş görünürde yok. Dönmek, artık karanlığa bir kaç saat kaldığı için tehlikeli olacaktı. Steve haritayı incelerken ben biraz geri yürüyüp acaba kaçırdığımız bir yol var mı diye bakmaya karar verdim. Daha elli metre yürümedim ki çalılar arkasında dağın yanını keserek fakat istediğimiz yöne giden tünel gibi bir yolu buldum.
Pusula hesabımıza göre bu doğru yoldu ve tek umudumuzdu. Çok düşünmeden, artık nerdeyse koşarak tırmanmaya başladık. Bu yol normal bir patika değil, iki yanımızı boyumuzdan bir kaç kat uzunlukta duvarların kapladığı çalılıklarla dolu bir tüneldi adeta. Ben kendimi kafeste hibi hissettim, bir an önce yolu bitirip önümüzü görmek için zavallı Steve’i nerdeyse koşturdum bu yokuş ve yükseklikte. Neyseki Steve şikayet etmeden takip etti beni. Bir kaç zorlu kilometreden sonra kendimizi dağın diğer tarafında bulduk ve artık geri kalan yol bariz olduğu için, sevinçle devam ettik.



Planladığımızın iki katından fazla ve hep yokuş yukarı olan zorlu yürüyüş, sabah indiğimiz tepenin dibinde bitti. Artık tek iş bu son yokuşu tırmanıp otele geri dönmekti. İstanbulda yeni yıl olmuştu bile ve ancak Londra yeni yılını sevinçle yakaladık. Yeni yıla yorgun ama mutlulukla ve girdik ama Ekvatorun yeni yılına kadar uyanık kalmak mümkün değildi bu yorgunlukla.



Yeni yıla o yıl nasıl olsun istiyorsam öyle girme geleneğime gelince, bu yıl bence böyle zorlu, ama büyük mükafatlı maceralarla ve dostlarla dolu bir yıl olucak bence. Hazırım 2018!!